AMA FARK, ERMENİ SOYKIRIMININ BİR SAVAŞ OLMAYIP, SAVUNMASIZ SİVİL BİR KİTLENİN TOPLUCA YOKEDİLMİŞ OLMASIDIR!

Evet, bugün, 24 Nisan Ermeni soykırımının yıldönümü, aynı zamanda köhnemiş, yıkılmakta olan 600 yıllık Osmanlı ve başkenti Konstantinopolisin, yani İstanbulun Batıllı güçlerce alınmasını engellemek için, Osmanlı çapulcu haydutlarının ömürlerini uzatmak için, ölüme bilerek sürülen 250 000 kişinin feryatlarının yeri gögü inletmesinin de yildönümü yapıldı (18 Mart idi)!!

AMA FARK, ERMENİ SOYKIRIMININ BİR SAVAŞ OLMAYIP, SAVUNMASIZ SİVİL BİR KİTLENİN TOPLUCA YOKEDİLMİŞ OLMASIDIR!

Türkler anadoluya geldiklerinde burada 3 milyon Ermeni yasiyordu,aynı dönemde Britanya adasının da nüfusu 3 milyondu. Soykırım çok yönlü ve sistematik şekilde gerçekleştirildi.
Zorla din değiştirme, ağır vergiler , savaşlar, kırımlar ve asimilasyon.
Bugün deniz aşırı toprakları dahi saymazsak ingilizlerin nufusu 65 milyon olurken Ermeniler 40 bine indiler. !
Bu insanların önemli bir bölümü din değiştirdi, bir kısmı göç etti, geri kalanı da “tehcir” adı altında ölüm yolculuklarında yok edildiler.
Vahşet mi diyelim?, katliyam mı diyelim?, dırama mı diyelim?. Canavarlık, barbarlık, vahşilik mi diyelim..? Yetmiyor, olanları anlatmaya yetmiyor!..
Bir kaç örnek vermek gerekirse:

İlki: 1915’te Osmanlı döneminde şimdiki Türkiye diye adlandırılan ve o dönem Osmanlı’nın Anadolu Toprakları diye bilinen bölgede Osmanlı’nın Ermenileri nasıl öldürdüğünü, kalanları yerinden yurdundan sürerek ölümü zamana yayıp, yavaş yavaş o insanların nasıl yok edildiğini anlatan bir hatıra…

Bu çok eski görüntülerden, artı o dönemi yaşamış ve sağ kalabilmiş yaşlı insanların anlatıklarından oluşuyor. Binlerce…On binlerce…Yüz binlerce insan. Silahla, sopayla, taşla… Yanarak, aç bırakılarak, yorgunluktan, uykusuzluktan, susuzluktan, acıdan, utancından, kızgınlığından, öfkesinden, çaresizliğinden…ölmüş, öldürülmüş,ölüme terk edilmiş….

Çünkü bunlar onlardan farklı bir dili konuşuyorlarmış. Çünkü bunlar onlardan farklı bir inanca sahiplermiş . Çünkü bunlar onlardan farklı gülüyorlarmış, eyleniyorlarmış, konuşuyorlarmış… Bu suç sayılmış.

Ikincisi ise, 1940-45 yılları arasında Avrupanın birçok ülkesinde dönemin siyasi-Askeri iktadırı olan Hitler faşizminin eğemenliği altında yaşıyan Yahudilerin Alman ulusu adına Hitler iktidarinda çektikleridir…

Üçüncü örnek ise, 1994 yılında Ruwanda yaşanan vahşeti belgeliyen bir film… Ellerinde kılıç büyüklüğünde keserler, baltalar, silahlar ve sopalarla insanların nasıl öldürüldüğünü görüntülüyordu. Ben bugüne kadar böyle bir canavarlık görmedim ve düşünemezdim… bir insan bir insana nasıl böyle davrana bilir? Insan olan bir canlı yaratık başka herhangi bir canlıya dahi böyle saldıra bilirmi? Düşünemezdim, tahmin edemezdim… Sebebebi yine aynı. Kendilerinden olmuyan başka bir insan topluluğunu yok etmek ve ortada kaldırmak, silmek istemeleri.

İşte uluslar arası hukukta bu olayların isimlendirilmesine Jenosid deniyor.

Yani Bir insan topluluğunu; Çocuk, kadın, yaşlı insanlarda dahil olmak kaydıyla… savunmasız sivil bir halka bağlı bulunduğu, dini inancından dolayı, yada konuştuğu farklı bir dilden dolayı veya ayrı bir etnik yapıya sahip olduğundan dolayı yok edilmesi, öldürülmesi, katliyama tabi tutulması. Bunun bir pılan ve proje dahilinden gerçekleştirilmesi…

Bu olayın adına Jenosid deniyor, Türkçe soykırım anlamına geliyor!
1915’de Ermeni soykırımı olmamışsa, dünyada hiçbir soykırım yaşanmamış demektir!!
Oysa, 21. yüzyılda hâlâ, hamaset edebiyatiyla, aşağılık komplekslerin tatmin etmeye çalişan bu yaratıkların, soykırımla hunharca katledilen Ermeni ve Suryani halkın bugünkü torunlarından özür dilemeleri gerekirken, daha da bu «mutlu kutlu/mübârek » olayı, devşirme Osmanlinin devşirme torunlarına övünüp gururlanmalari için Çanakkale savaşı diye tarihi de değiştirilmiş bir eyleme girişmeleri ibret vericidir. Bugün, tarihin o en büyük vahşetlerinden birinin 100. yildönümünü devlet ve milletçe coşkuyla kutlamak (!), insanlik adına utanç, TC Devleti/Hükümeti ve Türk milleti adina ne büyük bir suç, çelişki, ahmaklık ve ibretlik örneği !..
İslâmiyetin cihatcı, gazacı-fetihci, talancı, yayılmacı ve bunları inkâr eden takiyeci yönü, onu silah olarak kullananların dünyada en korkulan, en tehlikeli milletler olmasına sebep olmaktadır… Insanlık için en tehlikeli, lânetli, sefil ve ahmak toplumlar; işgalci, talancı, capulcu câni atalarının işgal, talan ve kıyımlarıyla övünen toplumlardır !.

Burnumuzun dibinde, eşimiz, kapı komşumuz olan ve bu coğrafyanın en kadim ve en kalabalık halklarından olan Ermeni, Süryani, Kürt ve Rum Halklarına uygulanan soykırım, tehcir ve sürgünlerin üstünü örtmek için sahte kutlamalar düzenlenmesi, en temel öge olan vicdanî olguya ve nesnelliğe büyük gölge düşürmektedir !…

Kendisiyle, geçmişiyle, doğrusu veya yanlışıyla hesaplaşmıyan birey, insan ve toplumlar: Elleri kirli, yüzleri kirli, ruhları kirli olarak yaşamaya mahküm olacaklardır.

CİWAN KURKEN A.
Hanna Hekimyan

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s